Görmedim Duymadım Bilmiyorum: Bu Ne Demek, Ne Anlama Geliyor ve Neden Tepkileri Çekiyor?
Görmedim, duymadım, bilmiyorum… Bu üçlü, toplumumuzda sanki bir mantra gibi kullanılıyor. Herkesin dilinde, her yerde, her zaman. Ama gerçekten ne anlama geliyor? Hadi gelin, derinlemesine inceleyelim. Bu ifadeyi, sıradan bir deyimden çok, toplumsal bir savunma mekanizması olarak görmek, bence hiç de abartı olmaz. Neden mi? Çünkü bu ifadenin ardında neler yattığını anlamadan, sadece sözde “süper” bir şey gibi görüp geçmek, aslında bence büyük bir yanılgıdır.
Tabii, ben İzmir’de yaşayan 28 yaşında, sosyal medyada aktif, bazen tartışmayı seven biri olarak bu konuyu ele alırken, bazıları bana “Aman ne var ki bunda” diyebilir. Ama ben diyorum ki, işte tam da bu noktada, “ne var ki bunda” diyerek, bu toplumda birilerinin “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyerek sıyrılmaya çalıştığı gerçeği göz ardı ediliyor. Bunu reddetmek ne kadar kolay olsa da, hepimizin hayatında bir şekilde yer ediyor.
Görmedim Duymadım Bilmiyorum: Savunma Mekanizması mı, Çift Yüzlülük mü?
“Görmedim, duymadım, bilmiyorum” denildiğinde çoğumuzun kafasında bir şeyler canlanıyor. İlk bakışta, belki de bunu sadece “sorunlardan kaçma” olarak düşünmek kolay. Bir suçluluk, bir sorumluluk, bir işin altından kalkamama durumu… Kimse bu ifade ile suçlanmak, sorgulanmak istemez. Ne de olsa, “görmedim” diyerek bir şeyin sorumluluğundan kaçmak, toplumsal olarak kabul edilen bir strateji haline gelmiş. Ama bir bakıma bu, sadece savunma değil, aynı zamanda karşınızdaki kişiye ne kadar kör olabileceğinizi gösteren bir taktik.
İç ses: “Bu kadar basit olmamalı, değil mi? Sadece bir kelimeyle ‘Beni sorgulama!’ demek bu kadar kolay olmamalı.”
Yani bu deyimi kullanan kişi aslında bir anlamda kendini de savunmuş olur. Peki, gerçekten bu kadar etkili mi? Birçok durumda “görmedim, duymadım, bilmiyorum” demek, birinden ya da bir şeyden sorumluluk almamak, daha doğrusu “duymuyormuş” gibi yapmak, bir nevi toplumda kabul gören “aptallık” maskesi takmak gibi bir şey. Gerçekten bilmediğiniz bir şey olduğu zaman bu şekilde tepki verir misiniz? Yoksa sadece hoşunuza gitmediği için mi bu şekilde davranıyorsunuz?
Görmedim Duymadım Bilmiyorum’un Güçlü Yönleri: Pratikte Nasıl İşliyor?
Bir kelime veya cümle, toplumda belli bir güce sahipse, tabii ki işlevsel olabilir. Görmedim, duymadım, bilmiyorum’un güçlü tarafı kesinlikle bu savunma mekanizmasının ne kadar yaygın olduğudur. Herhangi bir durumda suçlanmak ya da sorgulanmak istemeyen biri için, bu ifadeler kurtarıcı olabilir. Herkesin bu durumu yaşıyor olması, aslında bazı durumlarda “toplumsal kabul” sağlamada önemli bir araçtır. Bir yerde haksızlık yapıldığında, ya da bir şey hakkında göz yumduğunda, bu tarz bir söylemle herkesin üzerinden sıyrılmak çok kolay olur.
Özellikle sosyal medyada “görmedim duymadım bilmiyorum” demek, bir nevi ‘bu konuda fikrim yok’ mesajı vermekle eşdeğer. Bu, insanlar arasındaki tartışmaların ardından yapılan bir hamledir. Biri size bir şey anlatıyordur, karşı tarafın rahatsız edici bir tavrı vardır, işte o noktada bu söz, hem gerçekliği ortadan kaldırıp, hem de sizi “tarafsız” göstermek için mükemmel bir savunma sağlar.
İç ses: “Ama peki ya gerçekten biliyorsanız, o zaman nasıl bir tepki verirsiniz?”
Tabii ki, bu durumun gücü tamamen duruma göre değişir. Herkesin bu sözü kendine göre adapte etmesi çok yaygın. Yani; bazen çok masum bir şekilde, bazen de kasıtlı olarak bu cümle kullanılıyor.
Görmedim Duymadım Bilmiyorum’un Zayıf Yönleri: Tepkiler ve Karşıt Görüşler
Her şeyin bir bedeli vardır, değil mi? Görmedim, duymadım, bilmiyorum demek, insanı anlık olarak kurtarsa da, uzun vadede işler daha da karmaşıklaşabilir. Çünkü bu savunma mekanizması, gerçekten de kayıtsızlıkla özdeşleşiyor. Ve kayıtsızlık… Hah, işte bu sosyal olarak, özellikle benim gibi tartışmayı seven biri için asla kabul edilebilir bir şey değil.
Hadi gelin, basit bir örnek üzerinden gidelim. Sosyal medyada herhangi bir gündem hakkında tartışmaya girdiğinizde, bir noktada “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyen birinin, gerçekten bilgi sahibi olmadan ya da bir konuda fikir belirtmeden bu ifadeyi kullanması, toplumsal sorunların daha da büyümesine yol açar. Bir insanın, bir konuda bilgi sahibi olmaması kabul edilebilir ama bilerek kör kalmaya devam etmesi ve sonra bu cümleyi kullanması bence büyük bir ikiyüzlülük olur.
İç ses: “Hadi ama, bizde ‘görmemek, duymamak’ istendiğinde, o kişi her zaman büyük bir yalanla karşı karşıya kalıyor.”
Bunu bir toplumsal eleştiri olarak da değerlendirebiliriz. Herhangi bir konuda toplumun gözünü ve kulağını kapatmak, sorumluluktan kaçmak anlamına gelir. Bu, toplumların daha fazla bilgiye ulaşmasını engeller ve her şeyin olduğu gibi devam etmesini sağlar. Tabii, işin içine mizah katmak gerekirse, “Görmedim, duymadım, bilmiyorum” deyip birkaç tane GIF atmak, insanlara “bunu yapıyormuş gibi” görünmek de çok kolay.
Görmedim Duymadım Bilmiyorum: Toplumsal Bir İsyan mı, Yoksa Fikirden Kaçma mı?
Bir noktada, toplumsal sorunlarla ilgilenmek ya da tartışmak, insanları rahatsız edebilir. Çünkü bu konular bazen insanlar için çok karmaşık ve zorlayıcı olabilir. Ama toplumlar, bu zor konularda gözlerini, kulaklarını ve zihinlerini kapatmaya devam ederse, değişim için hiçbir şey yapmamış olurlar. Görmedim, duymadım, bilmiyorum demek, aslında bir şeyi kabul etmemek, reddetmek ve görmemezlikten gelmektir. Bu sadece toplumun bir kesimi için değil, tüm insanlık için geçerlidir.
Şu soruyu sormak gerek: Gerçekten “görmedim, duymadım, bilmiyorum” diyerek, toplumsal sorumluluklarımızdan sıyrılabilir miyiz? Bir kelimeyle her şeyin üstesinden gelebilir miyiz?
İç ses: “Eğer bu kelime bir arınma ya da kaçma aracı olabiliyorsa, o zaman sorun bizde değil, onu kullananlardadır.”
Ve son olarak, bu tarz ifadelerin toplumsal yozlaşmaya neden olup olmadığını sorgulamadan bir sonraki “görmedim, duymadım, bilmiyorum” anına geçmek, sadece daha derin sorunlar yaratır.