Asiye Teyze Nasıl Yazılır? İzmirli Bir Genç Yetişkinin Perspektifinden
Başlangıç: Asiye Teyze Kimdir?
Bir İzmirli olarak, sabah kahvaltısında sıcak simidimi yediğim gibi, “Asiye Teyze” kavramı da hayatımda önemli bir yere sahiptir. Kimi zaman komşunun arka sokaktan gelip “çocuklar çok karıştı, ne yapsak acaba?” diye halini hatırını soran, kimi zaman ise günün her saatinde evinde çamaşırları yıkayan, yemekler yapan, o muazzam yeşil çayı demlenmiş şekilde misafirlerini bekleyen biri olarak Asiye Teyze, aslında bir fenomen. Ama mesele şu ki, Asiye Teyze’yi yazmak, her anında kendine has bir mizah barındıran, karakteriyle adeta bir roman karakterine dönüşen bir meseledir.
Peki, Asiye Teyze nasıl yazılır? Hadi gelin, bu soruyu birlikte mizahi bir şekilde inceleyelim.
Asiye Teyze’nin Yazılma Tarzı: Detaylarda Gizli
Asiye Teyze’yi yazarken, her şeyin detaylarda gizli olduğunun farkına varmamız gerekiyor. Çünkü onun dünyasında sıradan bir an, roman olabilecek kadar derin bir anlam taşıyabilir. Mesela bir gün, Asiye Teyze’nin kahvesini içerken, kafasında binlerce düşünce dönerken birden gözlüklerini kaybetmiş gibi “nerde o gözlük” diye bağırmasını beklemek, yazının en can alıcı anı olabilir.
Benim gözümde Asiye Teyze’nin yazılma şekli, gerçekten tam anlamıyla doğal bir kaos. O, her şeyin bir parçası; evinin her köşesinde bir hikaye var ve o hikayeleri yazmak için müthiş bir gözlemci olmak lazım. Gündelik hayatta sıradan bir “Nasılsın?” sorusuyla başlayıp, içinde birkaç defa ‘Aman Allah’ım’ geçen sohbetlerin peşine takılmak, Asiye Teyze’nin doğal yazım stilini anlamanın en iyi yolu olabilir.
Yani, Asiye Teyze Nasıl Yazılır? İşte Bu!
Asiye Teyze yazılırken, mutlaka o “sana ne” tavrını da yansıtmamız gerek. “Asiye Teyze, biraz sakin ol” demek, bu yazının en büyük hatası olur. Çünkü o, her zaman o neşeli halinin tam tersi bir hüzün de barındırır, ama onu anladığınızı görmeyi ister.
Bir Diyalog:
> “Asiye Teyze, bu ara nasıl gidiyor? Ne yapıyorsun?”
> “Vallahi bir hal yok, işte yemek, çamaşır, bir de akşamdan beri oğlu arıyor. Kızcağız ne kadar söylüyorum, telefona bakmıyor, Allah Allah!”
> “Asiye Teyze, belki yoğun oluyordur?”
> “Yoğunmuş! Kızım o gün bütün sabahı bana ayıracaksın, sonra ne olacak? Bir de oğlan ne yaptı diye soruyor! Neyse ki dondurma aldım, yoksa patlayacaktım.”
İşte bu yazı tipik bir Asiye Teyze diyalogu. Tam anlamıyla gündelik hayatın getirdiği koşturmacaları bir araya getiriyor, ama içinde bir o kadar da komik bir anlam taşıyor. Asiye Teyze, çoğu zaman hikayelerin hep o altına atladığı iç sesiyle yazılır.
Asiye Teyze’nin Her Anlamı: Yavaş, Ama Derin
Asiye Teyze’nin yazılmasındaki en önemli unsur, hızlı ve derin olmayan bir konuşma şekliyle düşündürmesidir. Yavaş, ama etkili bir anlatım şeklidir. Bu, onun yaşadığı ve gözlemlediği hayatı yavaşça sindirip anlatmasının bir yansımasıdır. Asiye Teyze’yi yazarken, hızlıca geçen anların aslında bizim için ne kadar büyük bir anlam taşıyabileceğini anlatmamız gerekiyor.
Mesela, bir gün Asiye Teyze’nin evinde vakit geçiriyorsunuz. Her şey yerli yerinde, ama bir bakıyorsunuz ki o anın içinde 5 farklı şey oluyor. Çamaşır, yemek, misafirlik, dondurma almak ve en nihayetinde oğluna kızarak “böyle evlat yetiştirilmez” demek… Burada hayatın küçük anlarını, Asiye Teyze’nin büyük gözlemleriyle harmanlayarak yazmak, onu tam anlamıyla yakalamanın yoludur.
İç Ses: “Yine mi? Yine mi?”
Bir sabah Asiye Teyze’ye çayı içerken gözlüklerini bulamayacağını söylediği zaman, içeriden bir ses duyuyorum: “Yine mi?” Aslında hepimizin iç sesi bu. Yavaş bir şekilde yaşanmış olan her şey, komik bir şekilde hayatın içinde yerini alır. Asiye Teyze yazıldığında, o küçük hatalarla bile büyük komik bir anlam yaratılır.
Asiye Teyze’nin Dünya Perspektifi: İzmirli Genç Olunca…
Ben İzmir’de 25 yaşında bir genç yetişkinim, arkadaşlarımın arasında espri yapan biri olarak tanınıyorum, ama Asiye Teyze’nin dünyasında bir nebze daha derin düşünüyorum. Her ne kadar komik, eğlenceli biri olsam da, Asiye Teyze’nin arkasındaki hikayeyi görmek bazen beni de şaşırtıyor. O, her ne kadar mutfakta dondurma yerken komik gözükse de, dünyaya karşı her zaman derin bir bakış açısına sahip. İşte tam olarak bu derinlik, onun yazılma şekline de yansıyor.
Yani bir İzmirli genç olarak, Asiye Teyze’nin “kendi küçük dünyasında büyük bir evren” gibi olması, yazarken sürekli bana ilham veren bir şey. Yavaş ama derin bir yazım tarzı, her zaman aklımda tutmam gereken bir şey.
Kapanış: Asiye Teyze Her Yerde
Sonuçta, Asiye Teyze’nin yazılma tarzı bir tür yaşam sanatı gibidir. O, yazılmayı bekleyen bir karakter değil, aslında hepimizin etrafında var olan bir figürdür. Asiye Teyze’yi yazarken, onun hayatın her alanında nasıl derin ve küçük detaylar barındırdığını unutmamalı ve yazının da bu doğrultuda akmasını sağlamalıyız. Onu yazarken, her şeyin basit bir çamaşırdan ya da kahve içmekten daha fazlası olduğunu, yaşamın tam da bu anlarda gizli olduğunu fark ediyorsunuz.
Asiye Teyze yazılırken, sadece onun kahvesine değil, gözlüklerine de, hatta kaybolan dondurmasına da dikkat edin. Çünkü o, küçük şeylerde büyük anlamlar yaratabilen bir karakter.
Yazarken unutmayın, Asiye Teyze’nin her anı, yaşamın kendisidir. Ve en güzel şekilde yazılması da tam burada gizlidir.