Tan Taşçı Nerede Oturuyor? Toplum, Mekân ve Kimliğin Sosyolojik Okuması Bir sosyolog için bir bireyin “nerede oturduğu” sorusu, yalnızca coğrafi bir merak değildir; aynı zamanda sınıfsal, kültürel ve kimliksel göstergelerin kesiştiği derin bir toplumsal sorudur. Tan Taşçı gibi bir sanatçının yaşam alanı, bireysel tercihlerden çok daha fazlasını, yani bir toplumun estetik algısını, statü anlayışını ve kültürel dönüşümünü yansıtır. Tan Taşçı nerede oturuyor? sorusu bu anlamda, bireyin mekânla, mekânın da toplumla kurduğu ilişkinin bir aynasıdır. Yaşam Alanı ve Toplumsal Statü İlişkisi Toplumsal düzende mekân, yalnızca barınma alanı değil, aynı zamanda bir sınıfsal semboldür. İnsanların yaşadıkları yerler, kim olduklarını ya da kim…
6 YorumEtiket: bir
Kara Sakız Çiğnenir mi? Erkek Stratejisi vs Kadın Empatisi ile Sakızın Derin Anlamı Bir sabah uyandınız, dişleriniz fırçalanmış, kahveniz hazır, hayat yolunda… derken bir arkadaşınız elinize bir parça kara sakız tutuşturdu: “Çiğle bakalım, faydası çok.” dedi. Peki ama bu siyah mucize gerçekten çiğnenir mi? Yoksa diş dolgunuzun baş belası mı olur? Gelin bu konuyu biraz erkek stratejisiyle, biraz kadın empatisiyle ama bol bol da kahkaha ile masaya yatıralım. — Kara Sakızla İlk Randevu: Çiğnemek mi, Çiğnememek mi? İlk buluşmalar önemlidir. Tıpkı kara sakızla ilk karşılaşmanız gibi. Elinizde küçük, simsiyah bir parça… Tatlı mı olacak, acı mı, dişlerinize mi yapışacak yoksa…
8 YorumHayat bazen bir maddenin, bir yasanın ya da bir cümlenin etrafında şekillenir. Bu cümleler sadece hukuk kitaplarında yer almaz; insanların kaderini, ilişkilerini ve kararlarını da derinden etkiler. İşte bugün sana anlatacağım hikâye, “32/7 maddesi” etrafında şekillenen böyle bir yolculuğun hikâyesi… 32/7 Maddesi Nedir? Bir Cümlenin İnsan Hayatına Dokunuşu Hikâyenin Başlangıcı: Ayşe ile Kemal’in Yol Ayrımı Ayşe, küçük bir muhasebe firmasında çalışan titiz ve empati dolu bir kadındı. İnsan ilişkilerini anlamaya, duyguları önemsemeye ve olaylara insani boyuttan yaklaşmaya alışkındı. Kemal ise aynı ofiste çalışan analitik zekâsı güçlü, stratejik düşünen bir mali müşavirdi. Onun dünyasında kurallar netti, hesaplar açık olmalıydı. İkisi de…
6 YorumToplumsal Ayna: “Gudubet Adam” Kavramı Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme Bir sabah kahvemi içerken mahalle arasında yürürken iki kadının sohbetine kulak misafiri oldum. Biri, diğeri hakkında hafifçe gülerek “Aman boşver, kocası da biraz gudubet adam zaten” dedi. O anda bu kelimenin yalnızca bir sıfat olmadığını, aslında bir kültürel göstergeler bütünü olduğunu fark ettim. “Gudubet” kelimesi, yüzeyde aksi, huysuz, iletişime kapalı birini tanımlasa da; derinlerde toplumsal cinsiyet rolleri, duygusal beklentiler ve normatif davranış kodlarıyla örülü geniş bir anlam ağına sahiptir. “Gudubet”in Kültürel Kodları Türkçe’de “gudubet” kelimesi genellikle olumsuz bir niteleme olarak kullanılır. “Gudubet adam” ise çoğunlukla içine kapanık, soğuk, empati kurmakta zorlanan,…
14 YorumGeçmişin İzinde, Günümüzün Eşiğinde: Gri Pasaportun Hikayesi Bir tarihçi için her belge bir iz, her iz bir hikâyedir. Arşivlerde gezinirken renklerin bile bir anlam taşıdığını fark ederiz: kırmızı diplomatik gücü, yeşil ayrıcalığı, lacivert sıradan vatandaşın yolculuğunu, gri ise devlet adına hareket eden ama halktan kopmamış bir kesimin görevini simgeler. İşte gri pasaport da tam bu sınırda doğmuştur — devletin temsil gücüyle halkın emeği arasındaki hassas çizgide. Gri Pasaport Nedir? Gri pasaport ya da resmî adıyla “hizmet pasaportu”, devlet kurumlarında çalışan kamu görevlileri veya kamu hizmeti için yurtdışına gönderilen kişilere verilir. Bu pasaportu taşıyan bireyler, diplomatik temsilciler gibi imtiyazlı değildir; fakat…
10 YorumGrek mi Yunan mı? Bir Tarihçinin Gözüyle Kimlik, Dil ve Kültürün Serüveni Bir tarihçi olarak geçmişin tozlu sayfalarında gezinirken, karşımıza çıkan her kavram aslında bir kimlik mücadelesinin parçasıdır. “Grek mi Yunan mı?” sorusu da tam olarak böyle bir tartışmanın merkezinde durur. Çünkü bu basit gibi görünen kelime farkı, binlerce yıllık kültürel dönüşüm, politik kimlik ve medeniyetin evrimiyle doğrudan ilişkilidir. Bugün “Yunanistan” dediğimiz ülkenin halkına neden “Grek” değil de “Yunan” dediğimizi anlamak, aslında tarihin dönüm noktalarını yeniden okumayı gerektirir. Antik Dönem: “Graikos”tan “Hellen”e Antik çağlarda, bugünkü Yunanistan coğrafyasında yaşayan halklar kendilerine “Hellen” derdi. Hellenler, ortak dil, din ve kültür çevresinde birleşmiş…
12 YorumGrafik Tasarım Hangi Üniversitede Okunmalı? Psikolojik Bir Bakışla Yaratıcılığın Yol Haritası Bir psikolog olarak insan davranışlarını anlamaya çalışırken sık sık şu soruyla karşılaşıyorum: “İnsan neden yaratır?” Sanatın, özellikle de grafik tasarımın ardında yalnızca estetik değil, bilişsel süreçler, duygusal deneyimler ve sosyal bağlamlar vardır. Bu yüzden “Grafik tasarım hangi üniversitede okunmalı?” sorusu, sadece mekânsal bir seçim değil; kişinin kendini ifade etme biçimini, öğrenme motivasyonunu ve içsel dünyasını da şekillendiren psikolojik bir karardır. Bilişsel Psikoloji Perspektifinden: Düşünmenin Görsel Dili Bilişsel psikolojiye göre öğrenme, bilgiyi işleme, hatırlama ve yeniden yapılandırma sürecidir. Grafik tasarım, bu süreci en yoğun biçimde tetikleyen alanlardan biridir. Öğrenci, bir…
8 YorumGerçekle Yüzleşmek Ne Demek? Edebiyatın Aynasında Hakikatin İzini Sürmek Kelimelerin gücü, insanın hem en derin acılarını hem de en parlak aydınlanmalarını taşır. Bir edebiyatçının kalemi, yalnızca olayları değil, insanın iç dünyasındaki en kırılgan anları da görünür kılar. Gerçekle yüzleşmek tam da bu kırılganlıkta başlar: bir karakterin kendi içindeki aynaya bakması, bir anlatının perdeyi aralayıp hakikatin çıplak yüzünü göstermesidir. Bu yazı, edebiyatın güçlü anlatıları üzerinden “gerçekle yüzleşmek” kavramını çözümlemeye, insanın hakikatiyle kurduğu edebi ilişkileri irdelemeye odaklanıyor. Hakikatin Eşiğinde: Gerçekle Yüzleşmenin Edebi Temeli Gerçekle yüzleşmek, yalnızca bir durumu kabul etmek değildir; bu, insanın kendi benliğiyle, geçmişiyle ve vicdanıyla hesaplaşmasıdır. Fyodor Dostoyevski’nin Raskolnikov’u…
14 YorumBok Böceği Ne Yapar? Tarih, Ekoloji ve İnsanlık Üzerine Bir Düşünce Bok böceği — doğanın görünmez işçisidir. Kimi için yalnızca bir böcek, kimi içinse hayat döngüsünün en ilginç temsilcisidir. Çoğu insan onun yaşamına yalnızca birkaç saniyelik bir merakla bakar, ancak bu küçük yaratığın yaptığı iş, ekosistemlerin sürekliliği açısından son derece büyüktür. Bu yazıda, bok böceğinin tarihsel, ekolojik ve kültürel boyutlarını incelerken, aynı zamanda insanın doğayla olan ilişkisinin ne kadar kırılgan ve öğretici olduğunu da göreceğiz. Tarihin Tozlu Sayfalarında Bok Böceği Bok böceği (Scarabaeus sacer), antik Mısır’ın kutsal sembollerinden biriydi. Eski Mısırlılar, bu böceğin güneşi gökyüzünde yuvarlayan Ra’nın yeryüzündeki yansıması olduğuna…
8 YorumCaner Kız İsmi mi? Alışkanlıkların Konforunu Sarsan, Kıyasıya Bir İsim Tartışması “Caner’i kız çocuğuna koymak cesurca bir özgürlük mü, yoksa dilin ve kültürün mantığını görmezden gelen bir inat mı?” Evet, net soruyorum. Çünkü ebeveynlerin isim tercihi artık sadece “kulağa hoş geliyor mu?” meselesi değil; kimlik, toplumsal algı ve yaşam boyu sürecek pratik sonuçlar demek. Caner özelinde tartışmayı büyütmekten yanayım: Bu isim, yüzyıllardır erkek adı olarak anılıyor; peki bugün onu “unisex” kılığına büründürmek gerçekten özgürleştirici mi, yoksa kafa karıştırıcı bir şova mı dönüşüyor? Kısa cevap: Geleneksel Türkçe kullanımda Caner erkek ismidir. “Can” (ruh, yürek) + “er” (adam, yiğit) birleşimi, ismin cinsiyet…
10 Yorum