Mezardaki Tahribat Ne Demek? Hayatın En Anlamlı Sorusu
Hayatta bazı şeyler vardır, sizi birdenbire sarsar, yerinizden hoplatır ve fark ettirir. İşte “Mezardaki tahribat ne demek?” sorusu da tam olarak böyle bir şey. Sabah kahvenizi yudumlarken bir anda zihninizin köşelerinde bu soru beliriverirse, durum ciddidir. “Mezardaki tahribat” ne demek? Kulağa biraz ürkütücü geliyor, değil mi? Ama işin aslı o kadar da karanlık değil. Hadi, biraz mizahi bir bakış açısıyla bu “mezar”ı inceleyelim.
Mezara Tahribat Nasıl Gelir?
Bunu her birimiz hayatında en az bir kez düşünmüştür: “Mezar dediğin şey, ya da mezarın içi, bir insanın ne kadar derin bir yatak olabilir ki?” Evet, yazıyı buradan başlatmak istiyorum. Mezardaki tahribat, kelime anlamıyla bakıldığında oldukça korkutucu bir şey olabilir. Ancak ben, İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, bazen derin düşüncelerle boğuşan, bazen de tüm bu düşüncelerle dalga geçen biriyim. O yüzden bu başlık, aslında çok derin bir soruya değil, aslında bir tür hayatın absürtlüğüne işaret ediyor.
İzmir’deki yaz akşamları gibi, yani bir anlamda; sıcak, biraz karışık ama bir o kadar da eğlenceli. Herkes kafasında “mezarda tahribat” olmadan önce bir şekilde hayatı biraz ‘tahrip’ etmiyor mu zaten? Yani, insan önce yaşarken tahribat yapıyor. Hadi biraz daha kafa yoralım.
Hayatta Tahribat, Mezarda Ne Var?
Hayatta “tahribat” dediğimizde, gözümüzün önüne genelde karışıklık gelir. Bir yandan da anlamını tam olarak çözemediklerimiz, yani beklenmedik ya da istenmedik değişiklikler… Peki, mezardaki tahribat dediğimizde? Evet, birinin ölümü sonrası bırakılan izler, bir tür devinim. Ama aslında bunu basitleştirmek gerekirse, “tahribat” sadece bir yerin değil, aynı zamanda bir hayatın, bir insanın yaşama biçiminin de değişmesiyle ilgilidir.
Yaşarken, tahribatı, aslında farkında olmadan yapıyoruz. Mesela, cumartesi akşamı sahilde bir kafede arkadaşlarımızla eğlenirken, çevremizdekilerin “aman ne tatlılar!” diye takılmalarının, aslında büyük bir mezar tahribatı gibi düşündüğümde, biraz gülüyorum. “Şimdi insanlar orada ne demek istedi?” sorusuna odaklanmıyorum. Çünkü bu, hepimizin içindeki o “anlam arayışının” bir yansıması.
Mezardaki Tahribat ve Arkadaş Ortamındaki Mizah
Düşünsenize bir gün mezar taşınızda, “Burada bir tahribat var” yazıyor. Mezara gelen herkes, “Ne olmuş ki? Neden tahrip olmuş?” diye soruyor. İşte, ben de tam olarak böyle bir ortamda buluyorum kendimi bazen. İnsanlar, bazen sizin gerçekten düşündüğünüz gibi “derin” olmanızı beklerken, siz arada sırada mizahı da dahil etmeyi tercih ediyorsunuz. Biraz mizah, gerçekten insanın hayatına “tahribat” yapabilir, biliyor musunuz? Mesela, en son arkadaş grubuyla birlikte kafede otururken:
Ben: “Arkadaşlar, öyle bir an geldi ki, mezar taşımda yazacak tek şey ‘Tahribat’ olsun. Bunu yazdıracağım!”
Murat: “Ama tahribat ne demek ki, kardeşim?”
Ben: “Mezarda ne olabilir ki? Neden tahribat olmasın?”
Özge: “İçsel bir tahribat mı, yoksa fiziksel mi? Bence içsel olanı tercih etmelisin.”
Böyle derken, her birimiz birbirimize bakıyoruz ve bir süre gülüyoruz. Bu da işte yaşamın ta kendisi; hiç beklemediğiniz bir yerden gülümsemenizi sağlıyor. O an anlıyorsunuz ki, hayatın en derin anlamları bile bazen ne kadar basit bir şekilde gülünçleşebilir.
Mezardaki Tahribat: Hayatın İronisi
Bir de şu açıdan bakalım: Mezardaki tahribat, aslında bir tür “hayatın ironisi”ni simgeliyor. Yaşarken yaptığınız bütün o “küçük hatalar” ve “yanlış anlamalar” birer tahribat gibidir. Bu hatalar, hiç düşündünüz mü, mezar taşınıza yazılamazlar. Yani yazılabilmesi için bir anlam bulmaları gerekir.
Mesela bir sabah kalktığınızda, kafede yanlışlıkla “Yirmi yaşındayım” dediğinizde, gerçekten her şeyin ne kadar tahrip olduğunu hissediyorsunuz. Halbuki, o sabah yeni bir yaşa adım atmışsınız. Ancak hep bir “yaşlandım mı?” sorusu içinde takılı kalıyorsunuz. Bu sorularla yüzleşmek, yaşadıkça tahribatı anlamlandırmak.
Yani mezardaki tahribat, hayatın kaçınılmaz bir parçası. O tahribat, içinde bulunduğumuz her anın, her düşüncenin, her küçük anın birikintisi. Bazen gülüyoruz, bazen içsel olarak hüsrana uğruyoruz ama hepsi bir gün geçmişteki hatıralara, mezar taşına yazılacak birer satır haline geliyor.
Sonuçta: Mezardaki Tahribat Ve Yaşam
Şimdi tüm bu yazdıklarımı birleştirdiğimizde, “mezardaki tahribat” ne demek sorusunun cevabını bulmuş oluyoruz: Hayatın her anındaki tahribatlar, o “ölüm sonrası” durumun bir yansıması. Bizim “mezar” dediğimiz şey, aslında hepimizin hayatındaki o izlerin, duyguların, anıların ve tabii ki hataların bir sembolü.
Ben, 25 yaşında bir İzmirli olarak, bazen çok derin düşünürken, bazen de hayatı biraz fazla komik ve absürt şekilde algılarım. Belki de bu yüzden, bazen mezar taşımda tahribat olmasını garipsemedim. Çünkü tahribat dediğimiz şey, her şeyin kaybolması değil, bazen de üzerine yazılacak bir hikaye yaratmaktır.
Evet, bir gün gelir ve birisi o mezara bakar. Ama önemli olan, o mezarın yanında, etrafındaki insanlara ne kattığındır. Ve bana sorarsanız, gülümsediğiniz her an, hayatın içindeki en değerli tahribatı yapmış oluyorsunuz.